Aptallaştık desek yalan olmaz.
Anlaşılan bu gidişle durulacağı da yok.
Peki, ne olacak bu gidişat diye birbirimizi sorguladığımız bir süreci yaşıyoruz.
Sorgulama bir yana “endişe” ile gelişmeleri takip ettiğimiz bir süreç.
İnsan olarak tartıştığımız bu gündem üzerinden aynı endişeleri seslendirmiyor muyuz?
“Kitapları bir yere mi gömsek, acaba benim bilgisayarıma da bir şey yerleştirip suçlanır mıyım, yoksa kırıp atayım mı mereti?”
Ya iktidara yakın çevreler?
Onlar da endişeli.
Ya dedikleri gibi “darbe“ olursa?
Her kesim bir endişe içerisinde.
* * *
Gerginleşen insani diyaloglar, birbirine karşı önyargı ile bakan insan toplulukları.
Bütün bunlar yetmezmiş gibi “fişlemede uzmanlık artık bizdedir” açıklaması da gündeme oturunca, gidişata bir yerden bakanların endişeleri bin kat daha arttı.
Nasıl korkmasın insan!
Eh bir de “ kanı bozuk” kesim içerisinde olanlar olarak tasnif edildiyseniz!
Bir şeyleri hatırlatmakta fayda var ülkeyi yönetenlere, muhalefette olanlara.
Memleketin bu halinden ne yargıya vuracağınız neşterden, ne anayasada yapacağınız değişikliklerden, ne de erken seçimden!
Bu konuların herhangi biri ile ilgili atacağınız adımlardan bir sonuç çıkmaz.
12 Eylül 1980 öncesi siyasi havadan farksız.
Sadece “kurşun atılmıyor ama kurşun gibi sözler havada çarpışıyor.”
“Dilin söylediğini, kulağın duyup duymadığının” hatırlatılması gereken bir durum.
* * *
Gidişata ilişkin gözlemlenen en önemli durum bu memlekette “insanın insana sevgisinin “ kaybolmuş olmasıdır.
İnsanın ”insana saygısı” ha keza.
Farklı düşünenler arasındaki kutuplaşma gerginlik ortamı yaratacak bir aşamaya gelmiştir.
Anormalleşmenin olduğu tespiti her kesim tarafından yapılıyor ama normalleşmeye ilişkin tarif yapılırken herkes kendi penceresinden bakarak çözüm öneriyor, işin tersliği de “ Nuh diyor ama peygamber demiyor”.
Bu havada ne yargı reformu ne anayasa ne de seçim yapılabilir!
Amaç ülke insanına hizmet etmek mi, yoksa karanlık bir takım senaryolar için ortam hazırlamak mıdır, anlaşılmış değildir.
Manşetlere atılan başlıklar neredeyse ortak, herkes temkinli.
Darbe ve suikast iddiaları, hazırlıkları yapanlar var mıdır yoksa hepsi iktidarın bu söylemlerden faydalanma niyetinden kaynaklı mıdır, işleyen yargı sürecinin sonuçlarından göreceğiz.
* * *
Dikkatten kaçırılmaması gereken esas darbe yapmış, muhtıra vermiş olanlara yönelik sessizliğin özenle korunmasıdır?
1980 darbesi sanıkları, 28 Şubat’çılar ve de e-muhtıracılar!
Darbe yapanlara ses yok, muhtıracılar ile sıcak muhabbet ama darbe yapması muhtemel olduğu düşünülen bir kesim ile yürütülen tartışma.
İnandırıcı olmadığı gibi düşündürücü bir gidişat.
Ne diyor, darbe senaristi yazarlardan Ahmet ALTAN.
“Cumhuriyet’in temelleri” sarsılıyor. Sarsılması da gerekiyor. Çünkü bu cumhuriyet yanlış temeller üzerine bina edildi…Cumhuriyet’in temelleri yıkılacak!”
Temeller yanlış imiş!
Ülkemizin ön Asya‘da, İslam coğrafyasında Cumhuriyet sayesinde geldiği konum ortada iken, ülkenin inşasında atılan temellerin yanlış olduğunu ifade etmek ve bu temelleri yerinden oynatmak için uğraşanlara “borazanlık” etmek!
Yaşanılan darbelerden, muhtıralardan sözüm ona zarar görenler, gerçekte ise bu süreçlerin siyasi rantlarını yiyenler yeni tertipler, yeni hazırlıklar içerisindedir.
Atılacak adımlara zemin hazırlamak için geçmişte olduğu gibi bugün yine bir hazırlık yapılmaktadır.
Darbe senaryoları da bu sürecin zihinsel altyapısını hazırlamak için kullanılmaktadır.
Ülkedeki demokratik süreci aksatan bütün müdahaleler “tek merkezlidir”.
Bunda herkes hemfikirdir.
Ülkenin geldiği bu süreçte birilerinin darbe yapması artık mümkün değildir.
Kafalar karıştırılarak başka niyetlere hizmet edilmeye çalışılmaktadır.
Öyle ki, oluşan atmosfer gereği de ne hukuk sistemimizde, ne anayasamızda bir değişiklik yapılması da artık olanaklı değildir.
Erken seçim ise hiç gerekli değildir.
Tartışmanın sorun olmaya devamı istenmiyorsa serinkanlı olunmalı ve her şey olağan sürecine bırakılmalıdır.
Sorumluluk sahibi siyasiler “tansiyonu” düşürmeli ve belirgin hale dönüşen kamplaşmaların önüne geçecek adımların atılmasını sağlamalıdırlar.
Yarından bir beklenti var ise tabi ki!
|