Bunun gibi, başka problemlerin varlığı da biliniyor. Eğitimde taşımalı sistem gereği okulumuzun eğitime kapanıyor olması vb. Öyleyse, bölük pörçük olmaktansa köyümüzü tümüyle mercek altına yatırıp bir durum analizi yapmayı ve tüm sorunları bir bütün olarak ele alıp tartışmayı daha çağdaş bir yöntem olarak düşündüğüm için bu teklifi yapmıştım.
Bunu yaparken, bizi eleştiren hemşerilerimizden bu kez “hah, işte! Biz, böyle, köyümüzle ilgili konuları görüşüp tartışmak ve köyümüzün önünü açmak istiyoruz. Onun için, her zaman karşı çıktığımız Mehmet Hoca’nın bu teklifini benimsiyoruz ve destekliyoruz” türünden tepkiler bekliyordum.
***
Açıkçası,”hep siyaset yazıyorsunuz, köyle ilginiz yok, köyün sorunları sizi ilgilendirmiyor “ türünden eleştiri yapanları bir samimiyet testine tabi tutmuştum. Bakalım, bu düşüncelerinde ne kadar samimiler! Diye.
***
Kabul etmek gerekir ki benim bazı değerli hemşerilerim bu testten sınıfta kaldı. Alınmak gücenmek yok. Karşı çıkmadan önce bir düşünün ve öyle tepki verin.
Böylesine masum ve yararlı öneriye bu ilgisizlik ve sessizlik, beni ister istemez olumsuzluğa itti ve o hemşerilerimin, biz ne dersek diyelim karşı olacakları, düşüncelerimiz yerine bizi tartışacakları ortaya çıktı. Yani kronik bir karşı duruş durumu var gibi…
Empati yapabilen hemşerilerimin bana hak vereceğini umuyorum…
***
Neyse.., Kimseye kırgın olmadığımı belirterek bu faslı kapatıyorum. Ancak; yazımız yayınlandığında;
“Mehmet abiden bir yazı aldım. Köyümüzün geleceğine yönelik bir çalışmanın yapılmasına dair önemli görüşler ileri sürüyor ve hepimizi sesli düşünmeye davet ediyor. Düşünceleriniz, yazıyı okuduktan sonra, nasıl bir seyir izler bilemiyorum. Benim isteğim, bu konuda aklımıza ne yatıyorsa onu paylaşıma açmamız doğrultusunda” diyerek herkesi görüş açıklamaya davet eden ve yazımıza olumlu-olumsuz hiçbir tepkinin gelmemesi karşısında;
“Bilgili- bilgisiz, her konuda düşünce üretenlerin, köylerinin geleceği ile ilgili söyleyecek sözlerinin olmamasını biraz garipsedim.”diyebilen ve “Yazlık köyünün içinde bulunduğu süreç çok doğal olarak Türkiye’nin gerçekleriyle örtüşen bir seyir izliyor. Yazlık köyünün sahip olduğu özellikler, ne yazık ki bir değer yansıması olarak hak ettiği karşılığı bulamıyor. Tarihi dokusu, doğal güzellikleri ve zenginlikleri, gurbet ve hasret sarmalında sıkışmış bir ömür sürüyor. Çok derinlemesine bir düşünce trafiğine girmeden ormanlarını, yaylalarını, manganez madenlerini, kilise kalıntılarını, kalelerini rahatlıkla seçebiliriz. Bunların karşılığı olarak en azından orman ürünlerinin, hayvancılığın, madenciliğin, turizmin ve bazı dağcılık sporlarının öne çıktığını görebiliriz. Kuşkusuz bu alanların her biri ayrı ayrı inceleme konusu olabilecek önemdeler.” satırlarıyla bir ön değerlendirme yaparak konuyla ilgilenen ve duyarlı davranan çok değerli bir hemşerimin hakkını asla yiyemem. O’nun gibi, kendiyle barışık, kompleksi olmayan, iyi niyetli, kendini çok iyi yetiştirmiş ve hiçbir ideolojinin esiri olmayan bir hemşerim olduğundan duyduğum mutluluğu ve onuru herkesle paylaşmak istiyorum.
Bu süreçte, herkesi yatıştırmak için gösterdiği çaba asla yadsınamaz.
“İyi ki varsın sevgili Nazım Esmer! Sen bize çok gereklisin!”
***
Şimdi gelelim bu yazının konusuna.
İlyas Karagöz’ün son yazısından (ki çok güzel bir yazı, zevkle okudum) yola çıkarak köyümüzdeki genel mezarlıkları ve köyümüzün giderek büyük bir mezarlığa dönüşmekte oluşunu sizlerin dikkatine sunmak ve kendi görüşlerimi açıklamak istiyorum.
***
İlk önce şunu vurgulamak isterim. Mezar ya da mezarlıklar insanlarda özellikle geceleri ürküntüye yol açmakta ve bu ürküntü birçok kişi için o bölgeden geçememeyi ve yolunu değiştirmeyi zorunlu hale getirmektedir.
Köyümüz açısından durum son derece vahimdir. Zira, köyün ilk genel mezarlığı tam anayol güzergahı üstünde ve köye girerken veya çıkarken oradan geçmek zorunludur. Ayrıca, hangi yola sapsanız mutlaka önünüze bir ya da birçok mezar çıkmakta ve geceleri köy içinde ürkmeden dolaşmak nerdeyse olanaksız hale gelmektedir.
Ayrıca, bu mezarların, köy içine dağılmış olmalarının görüntü kirliliği, hijyen, kötü kokular, su kaynaklarının kirlenmesi vs. gibi bir çok mahzuru bulunmaktadır. Mezarlıkların sosyal işlevlerinin de olduğunu düşünürsek, dağınık mezarlar bu sosyal işlevi de ortadan kaldırmaktadır.
***
Anadolu’nun tüm bölgelerinde toplu halde bulunan köy mezarlıkları, bayram günlerinde veya yeni cenaze gömüldüğünde topluca ziyaret ve bakım görmekte ve yaşayan insanların buluşup görüşmesine de fırsat vermektedir.
Geçmişte, köylülerimiz nedense umumi mezarlıklar yerine şahsi arazilerine ve anayol güzergahlarına defnedilmeyi tercih ettiler. Dönemin muhtarları da buna göz yumunca her taraf mezarla doldu. Adeta ”mezarlık köy”e dönüştü.
***
Adı “YAZLIK” olan bu köy, YAZLIKÇILARIN da köyü olmalı diye düşünüyorum. Yazlık bir köyde her tarafın mezarlarla dolması ne kadar doğrudur?
Bu konunun tartışılmasında yarar görüyorum.
Benim konu ile ilgili önerilerim şunlardır:
- Bu günden itibaren köy içinde şahsi arazilere ya da yol kenarlarına defin önlenmeli ve mevcut olan mezarlıkların kullanılması sağlanmalı.
- Bir program dahilinde, köy içine dağılmış ve öncelikli olarak anayol güzergahlarında bulunan şahsi mezarlar, ölünün yakınları da ikna edilerek umumi mezarlıklara nakledilmeli.
- Mevcut umumi mezarlıkların çevresinin duvarla çevrilmesi ve mutlaka aydınlatılması sağlanmalı.
- Köyümüz için, mahallelerin konumuna, nüfus artış hızı ve ölüm oranına göre uygun büyüklük ve özelliklere sahip bir ya da birkaç yeni mezarlık yeri belirlenmeli ve çağdaş standartlara uygun olarak hazırlanmalı.
- Mimarlar; yer seçimi yapılırken, mezarlık yerinin drenaj sorunu nedeniyle çok düz olmamasına ve eğimin, ideal eğim oranı olan % 5-10 arasında olmasına dikkat edilmesini öneriyorlar. Köyümüzde buna uygun yerlerin varlığını ve sıkıntı olmayacağını sanıyorum.
- Mevcut ve yeni açılacak mezarlıklarda mutlaka ziyaretçi yollarının olması ve eski mezarların çiğnenmesinin ve zarar görmesinin önlenmesi.
- Mezarlıklara kolay ulaşım yollarının, otopark ve cenaze namazı kılınacak yerlerin yapılması ve kalabalık cenazelerde yaşanan keşmekeşin önlenmesi.
Bu saydığım hedeflere varmak için sözünü ettiğim “KOMİTE” nin oluşması ve köy muhtarının, derneğin, Maçka belediyesinin işbirliği ve katkılarının sağlanması için her türlü girişim yapılmalıdır.
***
Daha düzenli, daha güzel ve daha modern bir köyde yaşamak ve yaşatmak ümidiyle.
Herkese selam ve sevgiler.
***
NOT: Sevgili İlyas Karagöz ağabeyimize Allah uzun ömür versin. Ama mirasçılarına yapmayı düşündüğü yalnız bir mezara gömülme vasiyetini biraz düşünsün… |