HER SAYFA YENİLENMESİNDE BAŞLIK LOGOSU DEĞİŞMEKTEDİR.
Livera Hakkında
Fotoğraflar
Livera Tarihi
Halk Oyunları
Liveraspor
Videolar
Livera Kültürü
Maçka Tarihi
Trabzon Tarihi
Trabzon Spor
Livera Tel. Rehberi

Sizlerden Gelenler
Fotoğraflar
Videolar
Yazılar
 
Sponsorlarımız
 
 
 
Reklam Alanı
Sitemizde yayınlanmasını istediğiniz Reklamları adresimize gönderebilirsiniz..
Dost Siteler
Yusuf BULUT
Oğuz KANDEMİR
Tolga ÇAKMAK
Metin YILDIZ
HayrettinKARAGÖZ
İsmail ÇİÇEK
Ali BAHADIR
Faydalı Linkler
Trabzonspor
Maçka Belediyesi
Trabzon Belediyesi
Trabzon Valiliği
Livera Dergisi
©
Önemli Linkler
Kimlik Numarası
Vergi Numarası
SSK Hizmet Dökümü
Bağkur Sorgulama
Gazeteler
Televizyonlar
Radyolar
Döviz Kurları
Üniversiteler
Türk.Telefon Rehberi
T.C. Resmi Gazete
Yazlık Köyü (Livera) >>>
YAZARIMIZ NAZIM ESMER
 
HACI DAYI’NIN KEDİSİ
   
Yazar Nazım ESMER  

Mevsim kış olmalıydı. Sanırım karne tatilindeydik. İlkokul kaçıncı sınıftaydım hatırlamıyorum. Bir çarşamba günüydü. Evde temel ihtiyaç maddeleri (gaz, tuz, şeker, kibrit vb..) bitmişti. İnekler sütten kesildiği için yağ, peynir satıp sorunu çözme imkanımız yoktu. Almanya’dan, bir ihtimal, para gönderilmiştir umuduyla, annemle birlikte Maçka’nın yolunu tuttuk. Doğruca Hacı Bilal amcanın dükkanına gittik.

Annemin alışkın olduğu “yoldadır”  cevabı benim çocuksu umutlarımı dağıtmaya yetti. Kime, neden kızabileceğimin bilinci henüz uyanmamıştı. Sonucun duygusallığı altında ezilerek dükkandan çıktık. Ellerinde “cici moma”larla Muzaffer’in fırınından dönenlere takılan gözlerim, annemin çekelemesiyle kendi gerçeklerine dönüverdi...
***    
Annem, Maçka pazarını dolaşan gözlerime daha fazla derinlik şansı vermeden,  elimden tutarak beni çarşının içinden çarçabuk çıkardı. Sırtında boş sepeti ve yüreğine gömdüğü öfkesiyle, hızlı adımlarla yürüyordu. Yol boyunca hiç konuşmadı. Düşünce harmanında o anda neler savrulduğunu bilemezdim. Maçka-Livera arasındaki yol çok çabuk tükendi..
***
Rumlardan kalma evimizin ana giriş kapısından (tam karşısında da bir büyük kapı vardı) yarısı toprakla yarısı tahtayla kaplanmış geniş bir “aşhane” bölümüne girilirdi. Ortada bir ateş yeri (ekmek, yemek, ineklerin yalı, her şey burada pişirilirdi) vardı. Ateş yerinin üzerinde, tavandaki ana kirişte, büyük kazanların taşıyıcısı kara zincir bütün heybetiyle sallanırdı. Ocakta, yerde, küllerin arasındaki üçlü sacayak, daha küçük boyuttaki tencere, tava gibi kapkacağın oturacağıydı. Aşhanenin karşısında iki oda vardı. Birini hiç kullanmazdık. Depo gibiydi. İçinde alet edevatla bazı yiyecekler bulunurdu. Diğer odamız ise yaşantımızın en önemli mekanıydı. Beş çocuk ve annem orada kalırdık. (Yurdanur yeni evde doğdu.) İki pencereli odanın Zehra teyzelere bakan bölümü tamamen kördü. Mahalleye dönük cephede iki pencere vardı. Pencerelerdeki kırık camlar, ya minderle, ya tenekeyle ya da kalın, toprak renkli kağıtla kaplanmıştı. En son kırılan camda ise gazete kağıdı görev yapıyordu. O gazetenin manşetini çok iyi hatırlıyorum: Millet geçim derdinde, iktidar seçim derdinde. (1960 yılların ikinci yarısı. Bugün de değişen bir şey yok.)  Evimizin çatısı eskiden tamamen hartama (en fazla 0.5-1.00 cm arasında değişen kalınlıklarda ve yaklaşık 1.00 m boyunda, çam ağacının budaksız bölümlerinden elde edilen ahşap çatı malzemesi) kaplıydı. Zamanla çürüyen hartamalar,  teneke ya da saclarla değiştiriliyordu. Çatının duvarlarla kesiştiği yerlerde, taşları tutan harçların çözülmesinden ötürü, küçük delikler oluşmuştu. Bu delikler eve istenmeyen misafirlerin girişini sağlardı.
***
O günlerin en can sıkıcı misafiri Hacı Dayı’nın (Hacı Dursun ÇİLİNGİR) kocaman sarı kedisiydi. Heybetli vücudunu küçük deliklerden nasıl sığdırıp evimize girerdi, anlamak mümkün değildi. Ziyaret saatlerini evde kimsenin olmadığı zamanlara denk düşürürdü. Açıkta bulduklarıyla yetinmez, tencerelerin, kazanların kapaklarını açma ustalığını da gösterirdi. Bu nedenle de bizi, deyim yerindeyse, bezdirmişti.
***
Maçka dönüşü, keyifsiz ve yorgun bir dağınıklıkta içeri girdiğimizde, aralık olan odanın kapısından, sarı kedinin pencerenin önündeki ahşap karyolada uyuduğunu gördüm. Sobalık kesilmiş odunlardan sessizce bir tane aldım. Annemin soran bakışlarıyla göz göze geldim. “Hacı Dayının kedisi yatakta uyuyor.”, diye fısıldadım. “Dikkatli ol, cami kırarsun.”, dedi. O sözünü bitirmeden odunu olanca gücümle fırlattım.”Şangırrrrr” diye duyulan sesle kedi uyandı, camı kırılan pencereden atladı gitti. Annem başka bir sobalık odunla peşime düşerken, ben çoktan dışarı çıkmış, atış menzilini geride bırakmıştım.
***
Hacı Dayı’nın kedisi sonraları görünmez oldu. Bir akşam Hacı Dayı’lara barakasa gitmiştik. Annem kediyi sordu. Hacı Dayı: “Maaşli işe girdi, çalişuyi. Dayisinun oğli çimento fabrikasında işe koydi oni. (Hikmet abi- DİZDAROĞLU, o yıllarda Trabzon Çimento Fabrikası’nda çalışıyordu.) Keyfi yerinde. Bu ay ilk maaşini alacak” dedi. (Mahallede şikayetlerin artması üzerine Hacı Dayı, kediyi bir çuvala koyup Değirmendere’de, Çimento Fabrikası’nın yanına bırakmıştı.)
***     
Özelleştirmeye kurban edilen Trabzon Çimento Fabrikasının önünden ne zaman geçsem, içimi burkan bir gülümsemeyle, Hacı Dayı’nın kedisini anımsarım.

 
Nazım ESMER
e-mail : nazimesmer@yahoo.com
 
 
 
©
Derneğimiz
İletişim
Köy Muhtarımız
Başkanımız
Dernek Yönetimi
Eski Yönetim
Duyurular
Liveradan Haberler
Düğün Haberleri
Ölüm Haberleri
Livera Forum
Ziyaretçi Defteri
Web Hizmetleri
Medya Livera
Özel Günler
PROGRAM SUNUCUSU
Canlı Yayınlar
Livera TV
Livera FM
   Yayın Programı
  DJ Yayın Kuralları
   Dj Girişi
Videolar
Yazarlarımız
 
İlyas KARAGÖZ
2
Yusuf BULUT
2
Zeynep EYÜBOĞLU
2
İsmail ÇİÇEK
2
Mehmet BULUT
2
Ali ATEŞ
2
Nazım ESMER
2
Hamiye ALEMDAĞ
2
Ali İhsan ÇELEBİ
2
Konuk Yazarlar
2
Arada Bir Yazılar
2
Anılar Bölümü
2
Yazı İşlerinden
 
 
©2006 Yazlık Köyü Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Sitesinin tüm hakları saklıdır. Merkez Mah. Fevzi Çakmak Cad. No:20/2B Güngören / İSTANBUL
Tel & Fax: (0212) 434 64 61