HER SAYFA YENİLENMESİNDE BAŞLIK LOGOSU DEĞİŞMEKTEDİR.
Livera Hakkında
Fotoğraflar
Livera Tarihi
Halk Oyunları
Liveraspor
Videolar
Livera Kültürü
Maçka Tarihi
Trabzon Tarihi
Trabzon Spor
Livera Tel. Rehberi

Sizlerden Gelenler
Fotoğraflar
Videolar
Yazılar
 
Sponsorlarımız
 
 
 
Reklam Alanı
Sitemizde yayınlanmasını istediğiniz Reklamları adresimize gönderebilirsiniz..
Dost Siteler
Yusuf BULUT
Oğuz KANDEMİR
Tolga ÇAKMAK
Metin YILDIZ
HayrettinKARAGÖZ
İsmail ÇİÇEK
Ali BAHADIR
Faydalı Linkler
Trabzonspor
Maçka Belediyesi
Trabzon Belediyesi
Trabzon Valiliği
Livera Dergisi
©
Önemli Linkler
Kimlik Numarası
Vergi Numarası
SSK Hizmet Dökümü
Bağkur Sorgulama
Gazeteler
Televizyonlar
Radyolar
Döviz Kurları
Üniversiteler
Türk.Telefon Rehberi
T.C. Resmi Gazete
Yazlık Köyü (Livera) >>>
YAZARIMIZ YUSUF BULUT
 
ANAYASA DERDE DERMAN OLUR MU?
 
Yazar Yusuf BULUT
Bizde ilk anayasa, 1876'da yürürlüğe girdi. O zamanki adı, Kanun-i Esasi idi.
1876 tarihli Kanun-i Esasinin amacı; padişahın yetkilerini kısıtlamaktı.
Yurttaşlara düşünce, toplantı ve dernek kurma özgürlüğü ve bazı hakları da tanınıyordu.

II. Meşrutiyet'in ilanından sonra, 1909'da Kanun-i Esaside değişiklikler yapıldı padişahın yetkileri daha da kısıtlandı. Kişisel hak ve özgürlükler yeniden tanımlandı, basın üzerindeki sansür göreceli olarak kaldırıldı.
Hükümet artık padişaha değil, meclise karşı sorumlu olacaktı.
* * *
TBMM kuruluşunun ardından 1921 Anayasası oluşturuldu.
Ardından 1924, 1961 ve 1982 Anayasaları kabul edildi.
Aralarda bazı maddeler değiştirildi. Değişiklik nedenleri arasında daha çok; “dar” veya “geniş” gelmesi neden olarak gösteriliyordu.
Örnek olarak;  Adalet Partisi tek başına iktidara gelince; Başbakan Demirel 1961 anayasasının getirdiği temel hak ve özgürlüklerin Türkiye için lüks olduğunu söylemeğe başlamıştı. O nedenle bazı önemli maddelerini değiştirdi.
İlginçtir; 12 Mart 1971 askeri kalkışma sırasında, daha önce değiştirdiği maddelere gereksinim duymuştu.
1982 Anayasası, askeri bir disiplin ön görür. O yüzden olmalı ki dokuz kez değişikliğe uğradı.
Ve şimdi 1982 Anayasası da temelinden değiştirilmek isteniyor.
Doğrusunu söylemek gerekirse değiştirme konusunda herkes hemfikirdir.
Ayrılığın oluştuğu yer; “Bu değişikliği biz yapalım” tarafıdır. Yani “ben” yaparsam iyi olacak “sen” yaparsan kötü olacak.
Nedendir bilinmez, Anayasa değiştirenler genellikle, günü kurtarmayı düşünerek hareket eder. Anayasa yapanlar sanki yüzyıllar boyunca iktidarda kalacaklar gibi hareket eder. Öyle olunca da birkaç yıl geçmeden yeni düzenlemeler yapmak zorunda kalınır.
Doğrusunu söylemek gerekirse bir Anayasanın nasıl yapıldığını neyi ölçü aldığını bilmek kolay değildir. Bilinen tek şey, o yasalar toplumun gelişmesine, çağdaş medeniyetin yakalanmasına, insan haklarının güvencesine katkıda bulunacak olmasıdır.
Bu amacı yakalayabilen çok az sayıda Anayasa vardır.
* * *          
1970’li yıllarda Kuzey Afrika ülkelerine giderdim. Bir seferinde sabah erkenden sokağa çıkmış işime gidecektim. Karşılaştığım manzara karşısında şaştım kaldım; Polis bir adamı yakalamış, yüzü araba tarafına gelecek şekilde sanki çarmıha germişti. Elindeki lastik cop ile sırtına, bacaklarına, arkasına rasgele vuruyordu.
Yediği dayağın acısı ile arabaya daha da sarılan adam; “Hürriyet var!” diye bağırıyordu. Polis ise onu duymuyor dövdükçe dövüyordu. Adam; “Anayasa var, ben biliyorum orada hürriyet var, beni dövemezsin!” diye bağırmaya devam ettikçe, daha da öfkeleniyor vurdukça vuruyordu.  
* * *
Öğretmenlik yıllarından kalma bir arkadaşım var. Ufak tefek bir adamdır. 1980’li yıllarda (askeri dönemde) görevi sırasında karakola çağrılır ve feci şekilde dövülür. Her yanı yara bere içinde kalır ve çene kemiği kırılır. Belki de ibret-i âlem için o şekilde, kan revan içinde evine gönderilir.
Kırılan çene kemiği ile beraber onuru da kırılmıştı. Kafatası kemikleri içinde saklı duran beyni o darbelere dayanamamış olmalı ki Şizofreni hastalığına yakalanmıştı.
O nedenle de erken emekli edilmiş.
Şimdilerde yaşıyor ama o yaşamaya “yaşamak” denirse.
Konuştuğunuzda pek önemli şeylerden söz eder. Bakanlar, Başbakanlar ve diğer önemli devlet adamları ile sürekli temasta olduğundan dem vurur.
O kadar ciddi konuşur ki onu tanımayan, gerçek söylediğini sanır.
Birkaç gün önce telefon ederek aradı.
“Anayasa değişecek” dedi. “Ben de bir taslak hazırladım, hükümete satacağım.”
“Olur mu?” dedim. “Senin yaptığın Anayasaya beş para vermezler. Aralarında işin uzmanı olan pek çok bilim adamı vardır.”
“Hayır!” diye bağırdı. “Onların hiçbiri karakolda benim gibi dayak yiyerek kemikleri kırılmadı. Kan revan içinde sokağa salınarak onurları kırılmadı. Yoksa sen de onlardan yana mısın?” dedi ve ağlamaya başladı.
57 yaşında bir adamın ağlamasına tahammül etmek kolay değil.
Hıçkırığını duyunca gözlerim doldu, telefonumu kapattım. Hiç olmasa daha fazla kontör harcamasın diye düşündüm.
Anayasa kitapçığında neler yazdığını halk bilmez, bilmesi de istenmez.
* * *                                     
Devlet adamlarının halka neden zulüm ettiği, neden işkence yaptığı ve bu işi yapanların ne tür bir psikolojik sıkıntı içinde olduğu hiçbir zaman araştırılamadı.
Birleşmiş Milletlerin, insan haklarına, işkenceye ait sözleşmelerine pek çok ülke imza atmış olsa da uygulayanların sayısı çok azdır.
* * *
2010 yılına girerken Türkiye’de 37 gazeteci ceza evinde bulunmaktaydı.
Hrant Dink’in oğlu, babasının üçüncü ölüm yıldönümünde şöyle haykırıyordu; “Mahkeme sırasında bizimle dalga geçiyorlar!”
Düşünüyorum da; mahkeme dışında hak aranabilecek bir yer yok ki?
* * *
Dünyada Anayasa ve bağlı alt yasaların iyi işlememesi sonucu oluşan bazı istatistikî veriler sunacağım. Bu istatistikî bilgiler belki bir gün bizde de yayınlanır, kim bilir?  
Çin’de yılda 44 milyon kadın kayboluyor.
Dünya üzerinde yapılan idamların yüzde 81’i ABD, Çin ve İran’da yapılıyor.
Rusya’da yılda 12 bin üzerinde kadın, aile içi şiddet sonucu hayatını kaybediyor.
Hindistan’da 44 milyon çocuk işçi çalışıyor.
Kenya’da Her aile gelirinin üçte birini rüşvete vermek zorunda kalıyor.
150’den fazla ülkede işkence devam ediyor.
Dünya üzerinde iki milyar insan şu anda savaş halindedir.
ABD’de yaşları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin üçte biri ya hapiste ya da gözaltında tutulmaktadır.
Dünyada 300 binin üzerinde düşünce suçlusu var.
Dünya üzerinde gerçek anlamıyla 27 milyon köle var.
Dünya ülkelerinde intihar edenlerin sayısı çatışmalarda ölenlerden daha fazladır.
Yapılacak olan yeni Anayasa Türkiye’de bütün bu çirkinliklere benzer olaylara engel olmayacaksa, ilanından bir yıl sonra yeniden düzenlenmeye tabi tutulacaksa ne işe yarayacaktır. 
* * *
Kentleri temsil eden vekiller o kente sonradan gelmiş, henüz kentli olamamış insanlardan seçiliyor çok zaman. Meselâ; İstanbul’u temsile yetkili kılınan vekillerin hiç biri gerçek İstanbullular arasından seçilmiyor. Diğer kentlerde de durum aynı. Partiye hizmet vermiş olanlar, sırf milletvekili olsun diye hiç tanımadığı bilmediği başka bir ilden vekil olarak atanabiliyor.    
Yeni Anayasaya eklenmek istenen bir madde daha var; Türkiye milletvekilliği. Seçim barajı yine yüzde 10 olarak kalacak. Ancak, 550 milletvekilliğinden 100’ü, partilerin aldıkları oy oranına göre dağıtılacak. Böylelikle küçük partilerin TBMM’ye temsilci göndermesi sağlanacakmış.
Bana kalırsa bu durumda Türkiye milletvekillerinin hiçbiri kendi bölgesinin vekili olamayacaktır. Oysa bir insan doğup büyüdüğü kentin sorunlarını başkalarından daha iyi bilir. Başka bir il için vekil olan insanların “o il ile alakalı” başarılı olamayacağı kaçınılmazdır.
* * * 
Sıralanan bütün bu sorunları çözebilir mi yeni Anayasa?
Umalım ki derdimize derman olsun.

 
Kaynak: yusufbulut.com
 
 
©
Derneğimiz
İletişim
Köy Muhtarımız
Başkanımız
Dernek Yönetimi
Eski Yönetim
Duyurular
Liveradan Haberler
Düğün Haberleri
Ölüm Haberleri
Livera Forum
Ziyaretçi Defteri
Web Hizmetleri
Medya Livera
Özel Günler
PROGRAM SUNUCUSU
Canlı Yayınlar
Livera TV
Livera FM
   Yayın Programı
  DJ Yayın Kuralları
   Dj Girişi
Videolar
Yazarlarımız
 
İlyas KARAGÖZ
2
Yusuf BULUT
2
Zeynep EYÜBOĞLU
2
İsmail ÇİÇEK
2
Mehmet BULUT
2
Ali ATEŞ
2
Nazım ESMER
2
Hamiye ALEMDAĞ
2
Ali İhsan ÇELEBİ
2
Konuk Yazarlar
2
Arada Bir Yazılar
2
Anılar Bölümü
2
Yazı İşlerinden
 
 
©2006 Yazlık Köyü Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Sitesinin tüm hakları saklıdır. Merkez Mah. Fevzi Çakmak Cad. No:20/2B Güngören / İSTANBUL
Tel & Fax: (0212) 434 64 61