7. SORU AÇIKLAMASI: Yazlık Köyü'nde 1929 yılından günümüze kadar gelen süreçte resmi olarak seçimle gelen muhtarların isim ve soyisimlerini yazınız? Not: Cevapta, vekil olarak görev yapan muhtarların yazılması, doğru kabul edilmeyecektir. Her doğru yazılan Muhtar isim, soyisimi 3' er puan değerindedir. Her yanlış yazılan Muhtar isim soyisimi 1 puan götürür.
7. Soruya 15 Mart Pazartesi saat 23:00' a kadar cevap verebilirsiniz !
Bizde ilk anayasa, 1876'da yürürlüğe girdi. O zamanki adı, Kanun-i Esasi idi.
1876 tarihli Kanun-i Esasinin amacı; padişahın yetkilerini kısıtlamaktı.
Yurttaşlara düşünce, toplantı ve dernek kurma özgürlüğü ve bazı hakları da tanınıyordu. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra, 1909'da Kanun-i Esaside değişiklikler yapıldı padişahın yetkileri daha da kısıtlandı. Kişisel hak ve özgürlükler yeniden tanımlandı, basın üzerindeki sansür göreceli olarak kaldırıldı.
Hükümet artık padişaha değil, meclise karşı sorumlu olacaktı. Yazının devamı için tıklayınız.
Yazlık Köyü’nün bugünkü problemlerini ve geleceğini bir panelde konuşalım dedik. Kimsede “tıs” yok. Oysa, köyümüzün birçok sorunu olduğunu biliyoruz. Örneğin, köyde yaşayıp da köyün her geçen gün bir mezarlığa dönüşmekte olduğunu görmemek ve bundan yakınmamak aklın hayalin alacağı bir iş değil. Bunun gibi, başka problemlerin varlığı da biliniyor. Eğitimde taşımalı sistem gereği okulumuzun eğitime kapanıyor olması vb. Öyleyse, bölük pörçük olmaktansa köyümüzü tümüyle mercek altına yatırıp bir durum analizi yapmayı ve tüm sorunları bir bütün olarak ele alıp tartışmayı daha çağdaş bir yöntem olarak düşündüğüm için bu teklifi yapmıştım. Yazının devamı için tıklayınız.
Herkes ileri, ben gerilere bakarım. Bu, benim diğer insanlardan farklı düşünce ve görüşte olduğumun göstergesidir.
Beklenilenler, ümit edilenler her zaman ileridedir. Kimileri beklediklerine, ümit ettiklerine kavuşur; kimileri de ümit ve bekleyiş içinde göçerler bu dünyadan. Gerilerde kaybedilmiş, hiçbir zaman elde edilemeyecek anılar ve gençlik vardır.
10.04.1999 günü her nedense, Liverada ilk gecemizi geçirdiğimiz eve gittim. Yalnız temelleri kalmış bir harabeydi. Sanki rahmetli annem o zaman burada ölmüş de buraya gömülmüş ve mezarını ilk ziyaret edermişçesine özlem ve acılar içinde mezarının başında durur gibi bu harabenin başında durdum. Hayal gücümü toplayarak o günleri bütün hasretimle hatırladım. Derin duygularla eve geldim. Başımda bir ağırlık, vücudumda bir çöküntü ve kalbimde inanılmaz bir hüzünle bu notları tuttum. Yazının devamı için tıklayınız.
Yılın en küçük ayını da geride bıraktık. Rivayet olunur ki; Sezar takvimlerde yaşanan sorunların çözümü için Mısırlı astronomi bilgini Sosigenes’i görevlendirir. Kuşkusuz dünyanın güneşin etrafında dönerek tamamladığı bir yılın, 365 gün 6 saatlik ömrü o dönemde de biliniyor. Bir yılın 365 gün sürmesi, arta kalan 6 saatin, 4 yılda bir takvime eklenmesi ve o yılın 366 gün olması, ayların bazılarının 30, bazılarının 31 gün olması önerisi Sezar’a sunulur. Sezar, sevgili eşinin adını (March) ilk aya (o zamanlar yılın ilk ayı, mart ayına karşılık geliyor) verip süreyi 31 gün olarak başlatır. Temmuz ayına da kendı adını (Julius) uygun görür ve doğal olarak da 31 günlük pay verir. Yazının devamı için tıklayınız.
Ne zaman yeni bir gündem konumuz olacak diye beklemek diye bir derdimiz yok.
Yatıp kalkıyoruz, memleket başka bir mevzuyu konuşuyor!
Daha biri ile ilgili tartışmayı selamete ulaştırmadan, dön başka bir tarafa.
Aptallaştık desek yalan olmaz.
Anlaşılan bu gidişle durulacağı da yok.
Peki, ne olacak bu gidişat diye birbirimizi sorguladığımız bir süreci yaşıyoruz. Yazının devamı için tıklayınız.
Aslında bu yazıyı biraz daha geç yazmayı düşünüyordum. Mehmet abinin köyümüzün geleceği ile ilgili görüşlerine gönderme yaparak, bazı önerilerde bulunacaktım. Düşüncelerimiz dem tutsun, otursun istiyordum. Mehmet abinin son yazısı bize biraz acele ettirdi.
Hatırlarsınız, Mehmet abinin Yazlık Köyünün geleceği ile ilgili bir yazısını yayınlamıştık. Bu Mehmet abi, bir problem adam. Ezberlerimizin yetmediği konulara düşkünlüğü var. Şimdi insanları düşünmeye zorlamanın zamanı mıydı? Yazı hak ettiği ilgiyi görmedi. Bilgili- bilgisiz, her konuda düşünce üretenlerin, köylerinin geleceği ile ilgili söyleyecek sözlerinin olmamasını biraz garipsedim. Yazının devamı için tıklayınız.
Latince de “calendea” şeklinde geçen bu sözcük ayın ilk günü anlamında olup hesap tutulan defter ve batı dillerinde “calender” şeklinde yazılıp ve takvim anlamına gelmektedir. Halk kültürümüz arasında ise Kalandaris veya Kalandar olarak bilinir ve Ocak ayının diğer adıdır.
Kalandar gecesi yani yeni yılın ilk gecesi Rum-i takvime göre Ocak ayının 1’ine tekabül etmektedir. Bizim esas aldığımız Miladi Takvim kapsamında ise 13 Ocağı 14 Ocağa bağlayan geceye denk gelir. Bu gecede köyümüzde yeni yıl kutlamaları yapılır. Köyün gençleri yüzlerini maniya (MANEYA)(Kazanın altında yanan ateşin dumanından oluşan madde) ile boyarlar, tanınmayacak şekilde kostüm giyerler ve Karakoncolos ( Orman, dağ, yaban adamı) kılığına bürünürler. Köyde kapı kapı dolaşarak çeşitli hediyeler alırlar. Yazının devamı için tıklayınız.
13 Ocak 2010 tarihinde Köyümüzde ve İstanbul’ da köylülerimiz tarafından coşkuyla kutlanılan “Kalandar Gecesi” ne ait 82 adet fotoğraf sitemize yüklenmiştir. Fotoğraf çekimlerinde emeği geçen kişiler; Hakkı GÜNAYDIN, Dursun BAŞLAR, Abdulkadir GÜNAYDIN, Salih KANTARCI ve Mehmet ALBAYRAK Fotoğrafları görüntülemek için tıklayınız.
Düzenleyen: Hayrettin KARAGÖZ
16 Şubat 2010 02:00
LİVERA KONULU YARIŞMA
Köyümüzü ne kadar tanıyoruz, köyümüz hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz, köyümüz ve değerlerimiz ile aramızdaki bağlantılar ne düzeyde? Köy hakkındaki bilgilerimizi artırmak ve mevcut bilgilerimizi pekiştirmek amacıyla bir yarışma yapmaya karar verdik.
Yarışmanın amacı; Geçmiş ile günümüz arasında köprü oluşturmak, Liveralı olup da Livera hakkında bilgi sahibi olmayan köylülerimizi bilgilendirmek, köylülerimizin bilgilerini pekiştirmek, Köyümüzün göz önünde ya da en ücra köşesindeki değerleri öğrenmek ve hatırlamak en önemlisi de yarışma vesilesi ile köyümüz ve köylülerimizle irtibat içerisinde olmaktır.
Yarışma1.sine :Orijinal Livera FM 61 yazılı, Trabzonspor futbolcuları tarafından imzalı Trabzonspor forması
Yarışma2.sine :Bank Asya 1. Ligde Futbol oynayan köylümüz İlyas KAHRAMAN imzalı 10 Numara forma
3 Ocak 2010 Pazar günü köyümüzü ziyarete gelen Rumlar köyümüzde Kalandar geleneğini canlandırıp geri döndüler. Çadır tiyatrosu ekibini andıran 47 kişilik Rum Turistler çeşitli kostümler(memoeroi kıyafeti) giydiler(ayı kürkü, cadı kadın), kemençe eşliğinde horon oynadılar. Çok eskiden beri yaptıkları bu geleneği ikinci kez köyümüzde tekrardan düzenlediler. NTV' de yayınlanan haberi izlemek için tıklayınız.